Kalp kırgınlıkları... Doğru duydunuz kalp kırgınlıkları... Her insanın hayatında bir defa da olsa yaşadığı ve hala yaşamakta olduğu, kalp kırgınlıkları... Hani şu göğsünüze saplanan hançer gibi olanlarından... Hani nefesiniz kesilir, boğulur gibi olursunuz. Camı açar derin bir nefes alırsanız sanki geçecek gibi olur ama geçmez. Hani her gece yatarken gözlerinizden akan göz yaşınıza engel olamadıklarınızdan... Tam olarak neyi anlatmak istediğimi anladınız sanırım. Evet Aşk Acısı...
Ben "Aşk"tan değil, "Aşk acı"sından vazgeçeli yıllar oldu. Acı çekmeyi değil, yaşamayı seçtim. Evet hatalarımda oldu, bu hatalarımdan dolayı çokta ağladım çok da yıprattım kendimi... Ama vazgeçtim kendimi sevmeyi seçtim ben... Şunu unutma! Acıyı sen çekiyorsun bunu x kişisi hissetmiyor. Onun karşısına geçip ben bunları bunları yaşadım, yaşıyorum desende, nasılsa anlamaz... Anlasa zaten şuan bunları yaşamazdın. O yüzden bırak ve sadece kendini yaşa... Çok acılar çekersin ama sadece bedenine ızdırap verirsin. Yıllar sonra aynaya dönüp baktığında sadece yorgun, acı dolu bir ifade görürsün. Böyle birine mi dönüşmek istiyorsun. Öyle ise devam et! Yıllar sonra hayatın tadını almamış, keşkelerle dolu bir insana, suratsız birine dönüş. Kim için? Ne için? Eee.. peki! O nerde?? Hayatını yaşıyor be güzelim.. Bir onun kolunda, bir bunun kolunda, daldan dala konuyor. Seni mi düşünüyor sanıyorsun.
Diyeceksin ki elimde değil, sevdim bir kere... Yapamıyorum be Hacer! Tabi ki yapamayacaksın. Aşk acısı bu! Tabi ki yaşayacaksın. Hemde dibine kadar... Bıçak değil ya bir anda kesip atasın.
Sanki duyar gibiyim, "sen ne yaşadın ki bu kadar ahkam kesiyorsun" diyorsun. Haklısın, henüz ben bir şey görmedim. Ama aşkı görmedim. Aşk acısını dibine kadar yaşadım da konuşuyorum. Bende sevdim çok sevdim. O şuramda bir sızı... şuramda hiç kapanmayan bir yaradır. Yaşadıklarını tuz niyetine yaralarına basarsan acır, yakar içini... Unut güzelim yaşanmışlıkları unut!! Acıtma içini! Acıttıkça kanar, kanadıkça kapanmaz. Ah be güzelim ağlamaktan vazgeç... Bırak, o seni kaybettiğinden utansın. Sen sessizliğini koru ki değerin artsın. Çirkefleşme... Arama mesela, dönerse senindir felsefesi aklından çıkmasın. Dediğim gibi bu yaşların geri gelmeyecek. Bir daha 20'li yaşlarda olamayacaksın. Hadi dediğimi yap! Öncelikle ona ait ne varsa, hooopp! çöp sepetine... Sonraaaa mı? Evet sonra... Mesela, çık... deliler gibi yağmurda ıslan ya da bir gece arkadaşlarınla kumsalda sabahla.. Güneşin doğuşunu seyret... Bir gün yer bilmeden, iz bilmeden yurtdışında herhangi bir yere git. O kadar keyifli ki kimse seni tanımıyor, dilini bilmiyor. Hiç çekinmeden, duyulmasından korkmadan, otobüste önünde oturan ve çok konuşan teyze hakkında yorumlar yapabilir, eğlenebilirsin. Bence bunu bir dene! Ve benim aklıma gelmeyen ama senin aklına gelen bütün delilikleri şimdi yap kim ne düşünürse düşünsün, sen kendini biliyorsun ya...
Bu hayat senin hayatın... ve o kadar kısa ki... bak bir etrafına! Dün doğan bebek, bu gün ölüyor. Düşünsene! Allah o bebeğe tanımadığı yaşama şansını sana tanımış. Hala neyin acısı, hala neyin sitemi bu...
Haydi! Allah'ın sana bahşettiği bu yaşama şansını ciğeri beş para etmeyen biri için harcama...
Kimse için değil, kendin için kendini sev, gülümse ve YAŞA!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder